BEYAZRENKLER STRATEJİK ARASTIRMALAR MERKEZİ > Besam > Çeçenistan Dosyası > ÇİC Fahri Konsolosu Medet ÜNLÜ Yazıları
Şehitler Yurdu Çeçenistan-ÇİC Fahri Konsolosu Medet Ünlü ÇEÇEN Cumhuriyeti İçkeriya’nın kurgu ve tasarımında sekülerizim,laisizm..v.s. kavramların yeri yoktur.Çeçen toplumu Müslümandır.Saldırgan Rus’ta kafirdir.Bu iki yapıyı birbirinden,ayıran yegane özellikte budur."Şehitler Yurdu Çeçenistan" ÇİC Fahri Konsolosu Medet ÜnlüKendilerine bahşedilen dünya hayatlarını sadece imani mükellefiyetleri gereği İlay-ı Kelimatullah için adayan, yaptıkları mücadeleleri ve Allah yolunda bedel ödemeyi gerçekten ortaya koyabilen yürekleriyle,tarihi-tarih yapan şehitlerimizi unutmamak ve onları kendimize örnek olarak hayatımıza anlam kazandırmak bizler için de tartışılmaz bir görev ve nimettir. Şehitlerimiz İslam tarihi boyunca örnek hayatlarıyla,çektikleri eziyet ve meşakkatleriyle,gurur duyacağımız mücadeleleri,iman ve sabırlarıyla her biri ümmetin izzetini temsil ederek dar-ı bekaya Allah’ın (c.c) misafiri olarak gittiler. Onların kimileri askerdi, kimileri alimdi, kimileri meşhurdu. Ama onların ortak özellikleri şahadete liyakatle Müslüman’dılar.Üstelik arzın değişik coğrafyalarından ten renkleri farklı da olsa, niyetleri ve beklentileri farklı olan düşmanlıklara karşı onurlarıyla imanlarıyla bizlere yol gösterenlerdir. Şehitlerin efendisi Hz.HAMZA’dan bugüne ne kadar Allah yolunda ne kadar can ukbaya giderken bizlere nasıl bir miras bıraktılar farkında mıyız? Evet İslam ümmetinin şerefli temsilcilerinden olan Çeçenler de tarih boyunca bu yolda kendilerine düşen görevlerini yaparak gelmektedir.Özellikle Çarlık Rusya’sı döneminde adlarını ve sayılarını bilmediğimiz yüz binlerce şehitleriyle, SSCB Rusya’sında özellikle Sibarya sürgününde toplu katliamlara tabi tutularak onüçyılda toplumunun yarısından fazlasını şehit veren Çeçenlerin hayatta kalabilme kavgası takdire şayandır. Günümüzde hala devam eden ve kesintisiz devam eden mücadelenin son halkasını yaşayan ÇEÇENLER, kitle iletişim araçlarının çok geliştiği, dünyanın küreselleştiği, küfrün egemenliğini açık ara ilan ettiği, ileri silah teknolojilerinin kan kusuculuğunda zirveyi yaşadığı bir dönemde de amansız bir savaşın içerisindedirler.Herkes farkında.Çeçenler ümmetin en küçük üyelerinden biriyken karşısındaki küfrün en büyük temsilcilerinden...Güç dengeleri tartışılmazken, küfür tarafından muhasara edilen dünyanın gözü önünde, üstelik bu nasıl bir kardeşse(!) ümmetin de dikkatini çekmeyecek kadar yalnız bırakılmış ve adeta yetimleri oynamak durumda.... Şekli, şiddeti, acımazsızlığı her ne olursa olsun geçmişte başlayarak günümüze tevarüs eden ve fiilen insanlarımızı, kardeşlerimizi hedef alan bu savaşta mücadele, kendi tanımını kendisi yaparak, her biri hayırda ve Allah yolunda yarışan ve verdikleriyle mücadeleleriyle küfrü-Moskof’u çıldırtan mücahitleriyle başladıkları gibi aynı şevkle, pes etmeyen bir duruşla Çeçenistan gözlerimizin önünde duruyor. İstatistiki bilgileri yeniden hatırlatmaya gerek var mı? Çeçenler biz varız dediler. Lailahe İllallah Bağımsızlık ilan edildi. Lailahe İllallah Keremlin şantaj yaptı, korku saldı, savaş açtı, zulüm etti, gücünün yettiği hiç birşeyi esirgemeden imha etti.Onlara karşı duruldu. Lailahe İllallah.Ümmetin sindirildiği, küfrün egemenlik iddialarıyla ortaya çıkan çağdaş Firavunlara, nemrutlara, çarlara ve çıraklarına karşı hep birlikte itiraz edildi. Lailahe İllallah. Nice canlar gitti, bedeller ödendi. İmandan taviz yok denildi. Bağımsızlık bizim de hakkımız denildi. Özgürlük bizde bir aşktır, bu aşkın adı bellidir. Lailahe İllallah. Beş yüzyıl öncede, günümüzde de Lailahe İllallah maşukları görevlerinin başındadır. Bu bir yapıdır tarihe atılan bir imzadır. İmzanın adı Çeçenistan’da Lailahe İllallahtır. Hatırlayınız sözüm ona hür dünyanın insanları Çeçen adını duymadıkları, Çeçenlerin demir perde tabir edilen SSCB’de Sosyalist, Kominist, Ateist, eğitim potalarında damıtılarak dinden imandan, örften, adetten uzaklaştırılarak başkalaştırma programlarına maruz kaldıklarında, onların bizlere, bizlerin onlara ulaşma şansının verilmediği dönemlerde dahi o insanlar bu gün verdikleri mücadelenin, yani toplumsal kimlik ve karakterlerini kaybetmeme, Müslüman olduklarını unutmama ve unutturulmaya fırsat vermeme kavgasını veriyorlardı. Kudret ve azameti elinde tutan Allah (c.c.) lütuf ve inayetiyle onların önünü açtı. Onlar yüzyıllar boyu verdikleri savaşla müstevli Moskof’a karşı bütün bir Kafkasya’yı içine alan savaş mahallinde her şeye rağmen direnişlerini sürdürdüler. Günümüzde de Çeçenistan’da devam eden savaş ve direniş bir anda ortaya çıkan ve “macera” olarak algılanılamayacak kesintisizlik özelliğiyle ve niteliğini kaybetmeden adına Çeçence ĞAZOT denilen Lailahe İllallah cihadi vasfıyla bilinmelidir. Bağımsızlık ilanıyla, Çeçen toplumunun çalışma, planlama ve Allah’a(c.c.)olan sarsılmaz imanın tezahürüyle ortaya çıkan harekete lider seçilen CAHAR DUDAYEV’in bizzat Kabe-i Muazzama Binasının yani Beytullah’ın içerisinde yaptığı dua ve Bismillah’ı ile başlayan İslami ruhu asla tartışılmayan ve tartışılmasına fırsatta verilmeyecek olan küfre, zorbaya, Moskof’a izzet sahibi müslümanların nasıl da karşı koyabileceğini en üst seviyede ispat eden, iman edenlerin ancak gurur duyabileceği bir süreci anlatmak istiyoruz. ÇEÇEN Cumhuriyeti İçkeriya’nın kurgu ve tasarımında sekülerizim, laisizm.. v.s. kavramların yeri yoktur. Çeçen toplumu Müslümandır. Saldırgan Rus’ta kafirdir. Bu iki yapıyı birbirinden, ayıran yegane özellikte budur. Unutulmamalıdır ki yüzyıllarca Çarlık Rus despotizmi, SSCB dönemi seksen yıllık komünist dönemi demir perde uygulamaları döneminde islami ilimlerden, kaynaklardan, ümmetten ve islam dünyasıyla münasebetten uzak tutulan Çeçenler, bilebildikleriyle müslüman bir toplum olarak amansız bir yola çıkmışlardı. Onların islam-iman penceresinden sadakatleri asla sorgulanamayacak bir mücadeleyi ortaya koyup günümüze taşıyabilmeleri mükemmel bir diriliştir, direniştir. Çeçen mücadelesi, yüzyıllarca süren savaşma geleneğinin, içinde bulunduğumuz kısmını da destanlaşmış önderleri, mücahidleri ve şerefle HAKK’a yürüyen şehid başkanları ve komutanlarıyla bezemiştir. Her biri gurur tablomuz olarak ne kadar da canlı, dinamik ve pes etmeyen yapısıyla Çeçen Direniş Karakterini ortaya koydular. Allah(c.c.) hepsinden razı olsun. Bu mücadelenin kolay olmadığı bilinmektedir. Uzun soluklu olduğu tarihi gerçekliği açısından da belliydi. Ama en önemlisi bir bedel karşılığı ancak zafere ulaşılacaktı. Cenabı Hakk’ın rahmet ve bereketi, ümmetin duası onların üzerinden eksik de olmadı elhamdülillah. Onlar da yaptıkları işin hakkını verdiler. Hala vermeye devam ediyorlar. Bütün Devlet Başkanlarını savaşın tam ortasında, mücadelenin bütün sıcaklığını yaşayarak, ast-üst uygulaması yapmaksızın küfrün önünde her birini tercih ve davranışlarıyla şehid veren Çeçen Toplumu Çeçenistan’da yürüyen mücadelenin özünü ve rengini hiçbir zaman değiştirmedi. Bu kadar şiddetli ve uzun süren direnişi zaafa uğratmak isteyenler oldu. Özellikle Rusya’nın kendi acziyetini örtbas etmeye dönük her türlü hile-desiseler, propagandalar vs. Kukla yönetimin müslümanlara şirin gözükmeğe dönük cami, zikir, tesbih figürleriyle kuşatma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Hatta kuruluşundan bu yana tartışılmayan “bağımsızlık”ilkesini hangi akla hizmet ettiğini bilmediğimiz ve maceraperestlik bile saymayacağımız, üçüncü kol çalışmaları ile rota değişikliği girişimlerini izleyip duruyoruz.*Çeçen mücadelesinin özü, küfrün egemenliğini red eden ,bu uğurda kesinlikle bedel ödemeyi de kabul eden muvahhidi ve islamidir. *Karşı duruşun, direnişin adı ĞAZOT’tur yani CİHAD’dır. *Bu mücadeleye,günümüze kadar liderlik yapanlar bu umdelerden asla vaz geçmediler . *Hareketin bu yapısı Çeçen Toplumunun ortak kararı ve ortak duruşuyla renk bulmuş günümüze kadar gelmiştir. 1.Bundan sonrası için de bu çizgiyi koruyup–kollayıp rota değişikliğine fırsat vermeyecek ve mücadeleyi zaafa uğratmama kararlılığında ÇEÇEN ÖNDERLİĞİ mevcuttur. 2.Tarihin analizi yapıldığında görülecektir ki; Bu mücadele salt ÇEÇEN ‘i ilgilendirmiyor. Aynı zamanda bütün bir Kafkasya’yı ilgilendiren Kafkas Halkları’nın ÖZDENLERİ ile doğrudan bağlantılı bir savaştır. Ve Kafkasya için dahi devam eden bir süreçtir. 3.Geniş anlamda bakıldığında bu doğrudan İslam ümmetinin de içeriden bakması gereken nitelikte ve mahiyettedir. 4.ÇEÇEN BAĞIMSIZLIK HAREKETİ kafirler, münafıklar, uşaklar, kuklalar, dünya perestler, ödlekler istemese de Allah’ın (c.c.) izniyle zafere ulaşacaktır. Bizim buna imanımız tamdır.EVET Çeçen coğrafyasında böyle şerefli bir mücadeleyi başlatarak iman eden müslümanların küfre karşı nasıl yiğitçe durabileceğini, Allah’tan (c.c.)gayrısından başka korkunun olmayacağının örneğini verebilen ŞEHİDLERİMİZ’den Allah(c.c.) razı olsun. Allah şahadetlerini kabul kabul ve makbul buyursun inşallah... Bu çığırı açan, duruşu, mücadelesi, savaş strateji bilgisi ile yiğit müslüman, kahraman asker, şerefli şehidimiz CAHAR DUDAYEV‘in bütün ümmete ancak hediyelerin en güzeli sayılabilecek, müslümanların onurunu koruyan izzetli bir şekilde, şehidlerden olarak Hakk’a yürümesi bizim için en güzel örneklerden olmalıdır. O’nun mücadelesi mücadelemizdir. O’nu, emeğini, savaşını, direnişini, riyasetini ve şehadetini asla unutmayacağız. Tıpkı O’nun başardığı gibi Ruslaşmayacağız, Rus’tan ve avanesinden de korkmayacağız. O imzasını tarihe kazımış, görevini bihakkın yaparak inşallah Cenneti bakiye gitmiştir. Temennimiz bizleri de şehidlerden sayarak onlarla haşreylesin .(Amin)
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=17901Kaynak:Çeçenistan BülteniÇeçen-Online©2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder