16 Temmuz 2009 Perşembe

çeçen Cumhuriyeti Içkeriya Fahri Konsolosluğu Duyurusu--www.beyazrenkler.org/forum/

çeçen Cumhuriyeti Içkeriya Fahri Konsolosluğu Duyurusu--www.beyazrenkler.org/forum/
çeçen Cumhuriyeti Içkeriya Fahri Konsolosluğu Duyurusu

http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?p=90455#post90455
ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERİYA FAHRİ KONSOLOSLUĞU DUYURUSU Türkiye’de bulunan Çeçen sığınmacılarla ilgili olarak,uzun zamandır yaşanan ve çözüm bekleyen en önemli problemlerden birisi,“Türkiye’de legal olarak yaşama” konusu idiKonu:Türkiye’de bulunan ÇEÇEN SIĞINMACILARIN VİZE işlemleri hakkında Türkiye’de bulunan Çeçen sığınmacılarla ilgili olarak,uzun zamandır yaşanan ve çözüm bekleyen en önemli problemlerden birisi,“Türkiye’de legal olarak yaşama” yani vize alınma konusu idi Vize konusuyla ilgili bu güne kadar bir takım belirsizlikler ve konunun çözümü adına gecikme olmuşsa da Çeçen sığınmacılarımız 5; ve bizleri rahatlatan sonuç ortaya çıkmıştır TC Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Dairesi Başkanlığınca 15/07/2009 tarihinde,Çeçen sığınmacılar adına yapılmış olan Vize taleplerine, topluca uygunluk verilmiştir Bu vizeler Çeçen sığınmacılara ayrım yapılmaksızın bir (1)er yıllık olarak ve süre bitiminde tekrar uzatma yapmayı da sağlayan niteliktedir Bu çalışma; İstanbul’da bulunan KAFKAS ÇEÇEN DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEGİ tarafından yapılan faaliyetle sığınmacılarımız 5;n İsimleri ve ilgili bilgileri, ANKARA ‘da bulunan FAHRİ KONSOLOSLUĞA ulaştırılarak, bundan sonrası ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERİYA FAHRİ KONSOLOSLUĞU tarafından sürdürülerek yapılmıştır Savaş mağduru olarak vatanını, evini, barkını terk edip sığınacak bir liman arayarak Türkiye’ye gelmiş olan insanlarımızın rahatlamasını sağlayan, bu konuda TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE emeği ve katkısı bulunan diğer bütün ilgili ve yetkililere ÇEÇEN HALKI ve ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERİYA DEVLETİ adına teşekkür ediyoruz ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERİ FAHRİ KONSOLOSU MEDET ÜNLÜÇeçen-Online©2009

7 Temmuz 2009 Salı

Taraf Gazetesi'nin finansörü Fethullah!? -Aydınlık-Araştırmalar -www.beyazrenkler.org/forum/

Taraf Gazetesi'nin finansörü Fethullah!? -Aydınlık-Araştırmalar

http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?p=87622#post87622

TARAF GAZETESININ FINANSORU KIM? -Aydınlık-Araştırmalar"Hafiza-i Beser, Nisyan ile Malüldür" Hatirlamakta yarar var(Türkce sorunu olan Dostlar eki acabilirler)Taraf Gazetesi'nin finansörü Fethullah!DÜĞMEYE BASILDI, DÖRT KOLDAN PARA AKIYORAydınlık,13 Temmuz 2008Taraf'ı çıkaran Alkım Gazetecilik, 1992'ye kadar küçük bir yayıneviyken ve batma noktasındayken birdenbire durumu düzeltti Alkım Yayınevi'nin borçlarını Fethullah bağlantılı Albaraka Türk çekleriyle ödemesi yayıncıların dikkatini çekmişti O tarihten sonra, birileri, Savaş ve Başar Arslan kardeşlere 'yürü dedi AKP iktidarıyla birlikte ise 'kanatlandılar'! Arslan kardeşler, Brüksel'de büro açıp AB'yle de ilişkiye geçtilerFethullahçı gladyo TSK'ya karşı Ergenekon operasyonunu başlatırken, Pentagon,Taraf için de düğmeye bastı Yasemin Çongar, Amerika'dan görevli olarak gönderildiBurada, ABD İstanbul Başkonsolosluğu kolları sıvadı 'Vatanı bir kadın memesine satarım' sözüyle meşhur Ahmet Altan, 30 bin YTL maaşla gazetenin kuruluş görevini üstlenmesi için ikna edildi Taraf yayına başladıktan sonra ayrılacağını söylemişti, ayrılmadı, genel yayın yönetmeni olduGazetenin sahibi, Alkım Gazetecilik adına Başar Arslan oldu Ahmet Altan'ın belirttiğine göre Başar Arslan yayın çizginse hiç karışmadı, odasını bile Altan'a bırakıp gitti İLK DESTEK FETHULLAH CEMAATİNDENAhmet Altan 10 Kasım 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayımlanan röportajda, Taraf gazetesinin ilan gelirlerine dayanacağını söylemişti15 Kasım 2007 tarihinde yayına başlayan Taraf'taki ilanlara bakıyoruz, 'Alkım Yayınları' dışında, 2008'e kadar ilk bir ayda 'Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği' ağırlıktaKimse Yok mu Derneği 2002 yılında Fethullah'ın Samanyolu Televizyonu bünyesinde 'Kimse Yok mu?' programı ile başladı AKP iktidarı Kimse Yok mu Derneği benzeri vakıf ve dernekler için gelir vergisi kanununu değiştirdi, bu derneklere yapılan bağışlar vergiden muaf tutuldu “Mehmetcik Vakfı” Gelir vergisinden muaf tutulmadı, her ne hikmetse'Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği', şimdi 5 kıtada faaliyet yürütüyor, katrilyonlara hükmediyorUzmanlar, Fethullah cemaati üzerinden aktarılan paraların asıl kaynağının Amerika olduğunu, Soros'un açık toplum enstitüsünden geldiğini belirtiyorlarDevletin Halkbank ve Vakıfbank'ı ile Fethullah Gülen, daha ilk aydan Taraf'a ilan verenler arasındaydı!TAYYİP'in TMSF'Sİ BASTI, DAĞITTITaraf'ın tanıtım ilanları da Fethullahçı Zaman gazetesi tarafından yayımlandıHem Zaman, hem Fethullah'ın diğer yayın organı Aksiyon, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar röportajlarıyla gazetenin tanıtımını yaptı Taraf'ın iki de transferi var Zaman'dan Biri, bildiğiniz Etyen Mahçupyan, öbürü Gülen bursuyla Amerika'da eğitim gören Leyla İpekçiTaraf, bir devlet kuruluşunun, TMSF'nin elindeki Sabah'ın baskı tesislerinde (Princity) basıldı, dağıtımını da TMSF'ye teslim edilen Merkez Dağıtım yaptıAlkım'ların TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'le yakın ilişkisi olduğu belirtiliyorSabah gazetesi tüm tesisleriyle birlikte Damat Bey'in Çalık Holdingine devredildikten sonra ise Taraf, yine aynı tesislerde basılıyor, yine Çalık Holding'in elindeki Turkuvaz Dağıtım tarafından dağıtımı yapılıyorÇalık dışındaki taliplilerin Sabah ihalesinden en ufak bir ses çıkarmadan çekilmesinde de Amerikan-İsrail diplomatlarının ya da istihbarat kuruluşlarının etkisi var mıdır, ne dersiniz?ALTAN, 'EGEMEN GÜÇ'TEN DAHA FAZLA DESTEK TALEP EDİYOR 'Eğer sizin sattığınız mal zararla satılıyorsa, bu zararı başka yerden karşılamak zorundasınız' demişti Ahmet Altan, Taraf gazetesi çıkmadan 5 gün önce 10 Kasım 2007 tarihli Zaman'da yayımlanan röportajda Altan, sözlerini şöyle sürdürüyordu: 'Bu da sizi bir yere karşı boynu eğik hale getirir O yerin neresi olacağına siz kendiniz karar verirsiniz Ya bir iktidardır, ya bir hükümettir, ya egemen bir güçtür, ya size ilan verecek olandır Biz hiç kimseye karşı boynumuz eğik olsun istemiyoruz 1 YTL'den satmamızın nedeni bu'Ahmet Altan'ın anlattığına göre Fethullah cemaatinden gelen ilan paraları ile iktidarın baskı-dağıtım desteği, gazetenin 1 milyon liradan daha ucuza satılmasına olanak vermiyordu Daha büyük paralar gerekiyorduKendi deyimiyle 'Vatan satıcısı' Altan, bağlı olduğu 'egemen güç'ten daha fazla destek talep ediyorduO destek 4 ay içinde geldi Taraf, 8 Mart 2008 tarihinden itibaren 40 kuruşa düşürüldüAYDA EN AZ 500 BİN DOLAR!40 kuruşa gazete çıkarmak, ayda en az 500 bin dolar zarar demek Yayın sektöründen işadamları, 'Matbaanız ve dağıtım şirketiniz yoksa, zarar en az ayda 500 bin dolar olur' diyorTaraf, ilk 4 aylık yayın çizgisiyle bu parayı 'hak etmişti'!Pentagon güdümlü Fethullahçı gladyo da daha çok satan bir 'tetikçi gazete'ye ihtiyaç duyuyorduDeğişik gazetelerdeki bağlantı mekanizmaları artık temel operasyonlar için yeterli sonuç vermiyorduABD-İsrail bağlantılı Fethullah sermayesi daha aktif bir biçimde Taraf'a para akıtmalıydı4 ayında, Taraf gazetesine ve Alkım Yayınevi'ne 'çok büyük para akışının başladığı' belirtiliyorTaraf odaklı para akışı ve karmaşık ilişkiler öyle boyutlara geldi ki, Aydınlık'ın edindiği bilgilere göre, 40 yaşında medya patronu olan Başar Arslan şu sıralar paniğe kapılmaya başladı21 MART OPERASYONUNDAN 13 GÜN ÖNCETaraf gazetesinin 40 kuruşa düşürüldüğü tarih 8 Mart Fethullahçı gladyonun üçüncü ve ilk geniş kapsamlı Ergenekon operasyonunun tarihi 21 Mart 21 Mart'ta Türkiye, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'ten, Cumhuriyet, Aydınlık ve Ulusal KanalGenel Yayın yönetmenlerine, Prof Dr Kemal Alemdaroğlu'na varan geniş çaplı bir operasyonla sarsıldıİşte, Taraf o günler için çıkarılmıştı FETHULLAHÇI İSTİHBARATIN PSİKOLOJİK SAVAŞ BÜLTENİTaraf işin öylesine göbeğindeydi ki, sanık avukatlarına gösterilmeyen 'belgeler' Fethullahçı gladyo tarafından Taraf'a servis ediliyordu Bunların en çarpıcısı, baskından önce Alkım Yayınları'nın Ankara'daki bürosundan Taraf'a fakslandığı anlaşılan 'Yargıtay Krokisi' belgesiydiFethullah, Taraf'ı yalnız parayla değil, kirli haberlerle de besliyorTaraf, Fethullahçı istihbaratçıların servis ettiği haberlerle çıkıyor Emniyet'te yuvalanmış F tipi istihbararatçıların basın bülteni gibiAhmet Altan'ın medyayı peşlerinden sürükleme iddiasıyla, 'Babıâli'nin kimyasını değiştireceğiz!' sözleri böylece anlam kazanıyordu Gazete hem F tipi istihbaratçıların yürüttüğü psikolojik savaşın aracı misyonunu yürütüyor, hem de haber kaynaklarının Genelkurmay'dan olduğu yalanını ortaya atıyor Bu da tipik bir istihbaratçı numarasıFethullahçı Gladyo'nun çok sık başvurduğu bir tertipHER GÜN SATIR SATIR ÇEVİRİSİ YAPILIP, AB'YE SUNULUYORGazeteyi çıkaran Alkım Yayınevi'nin sahibi Savaş-Başer Arslan kardeşler, Brüksel'deki büroları kanalıyla Avrupa Birliği'yle de ilişkiye geçtilerTaraf gazetesi'nin satır satır çevirisi yapılıp her gün Avrupa Birliği'nin önüne konuluyor! AB, gazetelere doğrudan hibe yapamıyor ama yayınevlerine yapabiliyor Alkım Yayınevi'nin, Ahmet Altan'ın 'İçimizdeki Bir Yer' adlı romanının, 2004'te AB parasıyla basıldığı belirtiliyor 1 milyon adet basılıp maliyetinin 4'te biri fiyatına satılan Altan projesi, AB fonlarınca desteklendi Gazete bayilerine kadar ulaştırılan kitap için bakkallara bile standlar yerleştirmişti Ardından, Alkım yayınları Sabah Gazetesi'yle işbirliği yaparak Milli Eğitim Bakanlığı onaylı Yüz Temel Eser'i basmıştıAB ile kurulan bu köklü ilişkilerin, bugün para kanallarının çeşitlenmesinde etkili olduğu belirtiliyorHARİRİ'DEN ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ'NEHaziran alından itibaren Taraf'ta yayımlanan ilanlar çoğaldı ve çeşitlendi: Uluslararası Af Örgütü, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Asya Finas, İsrail-MI6 bağlantılı Hariri'ye satılan Türk Telekom'un tam sayfa ilanları Taraf'ta dikkat çekici sıklıkta yayımlanıyorİlan, bir gazeteye para aktarmanın yasal ve gözle görülür yöntemi Ama tek yöntem değilBir bankacı, 'Unutmayın Türkiye'de para giriş çıkışı çok kolaydır Hiç bir denetim yok' diyorTARAF AKP'Yİ HİZAYA SOKUYORTaraf, Nisan-Mayıs aylarında yaptığı yayınlarda 'Ergenekon Ordu'ya uzanmalı' kampanyası yürüttü Bu yayınlar sırasında Taraf, Tayyip-Gül bölünmesinde açıkça Abdullah Gül yanlısı yayın yaptı Zamanında Taraf'a destek veren Tayyip Erdoğan,bu kez Taraf gazetesinde 'korkaklıkla' suçlandıYasemin Çongar, 2 Haziran 2008 tarihli Aksiyon'da yayımlanan röportajında şöyle diyordu:'Diyelim ki AK parti büyük bir pazarlık yaptı, Ergenekon'u güdük bıraktı, AB konusunda zaten durgun olan politikasını sürdürme sözü verdi, diyelim ki devletin antidemokratik alışkanlıklarını ve uygulamalarını sorgulamayacak noktaya geldi, o zaman kapatılmaz belki; ama AK Parti, AK Parti olmaktan çıkar Bu toplum daönümüzdeki seçimde başka bir parti bulur kendine'PSİKOLOJİK SAVAŞIN KARARGAHI Haziran'dan itibaren Taraf gazetesi, hemen her gün TSK'ya karşı bir yalan uydurup manşetine taşıdı İşte birkaç manşet 'haber':- Genelkurmay'ın yeni kontrgerilla planı (2Haziran)- Asker- Rektör kumpası (8 Haziran)- Yakında darbe olacak (10 Haziran)- Genelkurmay'ın Türkiye'yi biçimlendirme planı (20 Haziran)- Dağlıca baskını biliniyordu (25 Haziran)ORG BÜYÜKANIT: O GAZETEYİ FİNANSE EDEN KİM ONA BAKIN!Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 20 Haziranda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı duvarına asılan Atatürk Rölyefi'nin açılış töreni sonrasında verilen resepsiyonda şunları söyledi; ' O gazeteyi finanse eden kim, siz ona bakın; bakın sadece o gazetenin finansörü diyorum' Orgeneral Büyükanıt'ın 'O gazete' dediği Taraf Genelkurmay Başkanı, aynı resepsiyonda şunları da söyledi; 'Dünyada bu kadar saldırıya uğrayan başka bir silahlı kuvvetler var mı? Hele ki bu dönemde Terörle mücadelede en başarılı olduğu bir sırada'Gazete, 20 Haziran 2008 tarihli sayısında, Genelkurmay Karargahı'nda hazırlandığını iddia ettiği bir dökümanı manşet yapmıştı İşte Org Büyükanıt da 'o gazetenin finansörü' nü bu son saldırıdan sonra gündeme getirdi Aydınlık'a ulaşan bilgiyegöre Genelkurmay Başkanı, bunları söylerken 'finansörün' kim olduğunu da bilereksöylüyordu Ama Taraf'ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Fethullahçı para kaynakları apaçık olduğu halde, bu sefer de Genelkurmay Başkanı'nı 'bildiği para kaynağını açıklamaya' çağırdı Gazetenin 22 Haziran 2008 tarihli manşeti de bu yöndeydiVE 1 TEMMUZTürk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli iki subayın, Org Hurşit Tolon ve Org Şener Eruygur'un tutuklanmasıyla sonuçlanan son operasyonla birlikte Taraf, adeta bayram ilan etti2 Temmuz günkü manşet şöyleydi: Cumhuriyet tarihide ilk defa/ Darbeci paşalar göz altında6 Temuz 2008 tarihli Taraf'ın manşeti şöyleydi: Yargılanacaklar!Aynı gün, Emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen 'Darbe günlükleri' Taraf gazetesince yeniden piyasaya sürüldü Taraf bununla da kalmadı, bir darbe planı daha piyasaya sürdüOperasyon günü Taraf yine TSK'ya saldırı halindeydi 1 Temmuz günü Taraf gazetesi, CİA'nın kontrolundaki Tuncay Güney'in ifadelerine dayanarak, Ordu'nunbölündüğünü öne süren bir manşetle çıkmıştıNEDEN TSK HEDEF?Yasemin Çongar, Aksiyon'daki röportajında TSK'yı neden hedef aldıklarını anlattı 1 Mart Tezkeresinin reddedilmesi Çongar'da, onların jargonuyla travma yaratmış anlaşılan 'Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı askerleri gemide bekliyordu Türkiye üzerinden Irak'a geçmek için Son anda savaş planları bozuldu' diyor Çongar, 'Amerika'nın çıkarları Irak'ın bölünmemesinden yana Yine o çıkarlar, Irak'ın bugünkü federal yapısını koruyarak Türkiye ile sağlam ilişkiler kurmasını gerektiriyor'Ahmet Altan da Zaman'a konuşurken TSK'nın Kuzey Irak operasyonuna şiddetle karşı çıkıyor ve şöyle diyor:'Bunun bedelini kim ödeyecek? Onlar mı, çocuklar mı?'Yine Yasemin Çongar, 'Genç Siviller'in düzenlediği bir panelde 'Ergenekon sadece toplum düşmanı değil, dünya düşmanı bir örgüt' diyordu, 'Türkiye'yi dünyadan koparmaya çalışıyor'Kimden? Çongar'ın yanıtı şöyle: 'Başta Avrupa Birliği'nden, ABD'den ve diğer ülkelerden de'TSK DÜŞMANLIĞI, TARAF İÇİNDE DE TARTIŞMA YARATTITaraf'ın yayınları gazetenin kadrosu içinde de tartışma yarattı Mayıs ayı içinde bazı muhabirler gazeteden istifa etti 27 Mayıs 2008 tarihli Gerçek Gündem internet sitesinde 'Ahmet Altan'a istifa şoku' başlığıyla yer alan habere göre istifacılar arasında Alev Er de vardı:'Taraf Gazetesi'nin yayın politikasına dayanamayan yedi kişi ilişiğini kesti Taraf Gazetesi'nin Fethullah Gülen-Abdullah Gül hayranlığı çalışanlarını da bıktırdı Gazetenin yedi çalışanı yönetime istifasını sundu Gazetecilerin ayrılma gerekçesinin 'yayın politikası' olduğu öğrenildi'Bize böyle bir gazete yapılacağı söylenmemişti' diyordu ayrılanlar 'Demokrat, sivil, özgürlükçü bir gazete yapılacaktı Ancak 17 Mayıs günü Deniz Gezmiş hakkında (ırkçı-yabancı düşmanı) diye bir yazı basıldı Herkesin kafası karıştı Biz de bu tabloiçinde görünmek istemedik' Bir başkası şöyle konuşuyordu: 'Fethullah Gülen ve Abdullah Gül yanlısı gazete yapılıyor Belgesiz bilgisiz bir şekilde TSK karşıtı haberler yer alıyor Bunu anlatmaya çalıştık Ama kimse dinlemedi'Haziran başında ise bir kısım Alkım Kitabevi üyeleri 'sola ve devrimci değerlere karşı kampanya başlattığı için' üyeliklerinden istifa ettiler 'Biz artık niyetin ne olduğunu anlamış bulunuyoruz' diyordu istifacılar, 'Vakit, Yeni Şafak, Zaman gibi bir yayınolacaksa Taraf gazetesi, kimsenin tuttuğu yok Ancak net olarak açıklasın, Truva atını kimse oynamasın!'İSRAİL KONSOLOSLUĞU'NDAN TARAF'A ZİYARETYalnızca Amerikan Konsolosluğu değil Taraf için kollarını sıvayanGerçek Gündem adlı internet gazetesi, 8 Temmuz günü Taraf Gazetesi'ni İsrail Konsolosluğu'nda görevli bir kadın ile bir erkeğin ziyaret ettiğini yazdıZiyaretçilere üç de koruma eşlik etmişti Haberde şu satırlara yer verildi:Taraf'ın İstanbul Kadıköy'deki bürosunu ziyaret eden İsrail konsolosluğu yetkilileri, binaya zırhlı bir araçla geldi Taraf'taki gazetecilerin Gerçek Gündem'e verdiği bilgiye göre, İsrail yetkilileri önce Yasemin Çongar'la ardından ise Ahmet Altan'la görüştü Ziyaretçiler, Altan ve Çongar, daha sonra hep birlikte yemeğe çıktılarYasemin Çongar'ın başka görevleri de var Taraf için, taa Amerika'dan getirilen Yasemin Çongar, 'Milliyet'in önerdiği tepe yöneticilik teklifini de bağımsız gazetecilik yapabilmek adına reddettiğini' anlattı orda burda Ayrıca onun görevi gazetecilikle, hatta Taraf'la sınırlı değildi2 Haziran 2008 tarihli Aksiyon'da şöyle diyordu Çongar:'Batı artık Türkiye ile ilişkilerini tamamen devlet üzerinden değil, iş dünyası ve sivil toplum üzerinden de kurmaya başladı Sadece İstanbul ve Ankara'yla değil, Anadolu ile de temas ediyorlar artık Taraf için döndüğümden beri 7 ay içinde birkaç kezGüneydoğu'ya gittim, Orta Anadolu'yu 10 yıl aradan sonra gördümÇongar'la kol kola gördüğümüz isimlerin başında Yıldıray Oğur geliyor Oğur, 'Genç Siviller' adlı örgütün başkanı Soros'tan besleniyor, Türkiye'de de 'turuncu devrim' denemesine hazırlanıyorlar
__________________Bilmeyenler ne bilsin bizi , bilenlere selam olsun!

Amerikanin-dehset-planı- Besam > Besam Video ve Resim Arşivi -/www.beyazrenkler.org/forum

http://www.vidivodo.com/259494/amerikanin-dehset-planı

Yeniden Türkiye-Ermenistan ilişkileri -Prof. Dr. Nurşen Mazıcı- Ermeni Sorunuwww.beyazrenkler.org/forum-

Yeniden Türkiye-Ermenistan ilişkileri -Prof. Dr. Nurşen Mazıcı- Ermeni Sorunu

http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=17628

08/05/2009'Altılar Toplantısı'nda Türkiye Rusya'yı Mavi Akım 2 Projesi'yle bölgede dostluk ve desteğini kazanmakla, Ermenistan ve Azerbaycan'ı Batı Dünyası'yla entegrasyonla, AB'yi Minsk Grubu sürecini hızlandırma karşılığında Nabucco Projesi'yle, ABD'yi Kafkaslar Bölgesi'nde NATO içi destekle yanına çekebilirNURSEN MAZICI Ermenistan’la ilişkilerin kesildiği 1993 yılından beri 16 yıl boyunca Türkiye’nin hemen hemen hiçbir ekonomik kaybı olmamakla birlikte, bu kesintinin asıl kaybedeni Ermenistan oldu Çünkü 1,5 milyon nüfusa sahip Ermenistan’ın gereksinim duyduğu Türk ticari malları, zaten Gürcistan üzerinden bu ülkeye ulaştırılıyordu Türkiye’nin ekonomik bir kaybı olmamasının yanı sıra, bu süre içinde bir başka olumlu gelişme gerçekleştiTürk akademisyenlerin yabancı arşivlerde (ABD, Rusya, Fransa, Almanya) yaptıkları bilimsel çalışmalarla, dünya kamuoyunda 1915 olayları, yalnızca Ermeni ‘soykırımı’ olarak bilinmekten çıktı ve Ermeni çetelerinin de Müslüman Türk halkını katlettiği bir süreç olarak öğrenildi Nitekim geçtiğimiz günlerde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un, Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nde yaptığı konuşmada: “Türk ve Ermeni liderlerin, ortak ve acılı geçmişlerini uzlaştırma konusunda son dönemde attıkları adımlardan çok cesaretlendim Sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin normalleşmesi bu süreci kolaylaştıracaktır,” açıklaması, bu savıma iyi bir örnektir Sınır ve ‘soykırım’Türkiye’nin Ermenistan sınırını kapatması ve diplomatik ilişkilerini kesmesinden sonra, Ermeni soykırım iddialarını parlamentolarından geçiren devlet sayısında hızlı bir artış oldu ve bu artış hızının en yüksek olduğu ülke ise, 42 eyalet parlamentosunda kararı kabul eden ABD idi İşte böyle bir ortamda başlayan ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat aday Obama, tam 22 kez soykırım sözcüğünü kullandı ve seçilirse ‘soykırım yasa tasarısını’ onaylayacağını söyledi Örneğin bir seçim kampanyası sırasında “İki yıl önce, Türkiye’nin 1915’ten başlayarak binlerce Ermeniyi boğazlamasını doğru biçimde ‘soykırım’ olarak niteleyen ABD’nin Ermenistan’daki büyükelçisini azleden dışişleri bakanını eleştirdim Ermeni soykırımı, bir iddia, kişisel bir görüş ve kanaat değildir; çok sayıda tarihî delillerle desteklenmiş ve geniş çapta belgelenmiş bir olgudur Bu olgular inkâr edilemezler Başkan olarak Ermeni soykırımını tanıyacağım Amerika Ermeni soykırımı hakkında doğruları konuşacak bir lidere lâyıktır Ben böyle bir Başkan olacağım,” dediAncak her seçim öncesi Carter’dan beri her başkan adayının bu sözcüğü kullanacağına ilişkin Ermeni seçmenine söz vermesine karşın, başkan seçildikten sonra, aynı sözcüğü kullanmaması da, geleneksel bir Amerikan seçim vaadı olmaktan öteye gidemedi Nitekim, Obama da, beni yanıtlmadı ve 24 Nisan’da 1915 Ermeni olayları anma gününde yayınladığı açıklamada, “94 yıl önce, 20 yüzyılın en büyük katliamlarından biri başladı Her yıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde 15 milyon Ermeni’nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz” dedi Bu açıklamayı ben, Türkiye açısından ikinci olumlu gelişme olarak değerlendirmeme karşın, soykırım yerine ‘büyük felaket’ sıfatının kullanılması, yeni tepki ve olumsuz yorumlara yol açtı ve ardından Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin yeniden başlaması için bir ‘Yol haritası’ yapıldı Bu haritaya göre, 1- Diplomatik ilişkilerin kurulmasını sağlamak üzere iki hükümet arasında bir konferans düzenlenmesi,2- Soykırım iddialarının tartışılması için bir tarih komisyonu oluşturulması,3- Bu süreçte Türkiye, Azerbaycan- Ermenistan ilişkilerinde her iki yanı da tatmin edecek bir politika uygulaması, öngörülmektedir‘Harita’ya bakışBu haritanın önce olumlu sonra da olumsuz olası sonuçlarını değerlendirelim1- Karşılıklı büyükelçilerin atanmasına değin sürecek olan diplomatik ilişkileri düzenleyecek konferans tümcesi kulağa hoşgelmekle birlikte, tüm bu sorunların görüşüleceği toplantıların İsviçre’de yapılacak olması kulaklarda aynı hoşnutluğu yaratmıyor Soğuk Savaş döneminin ‘Daimi Tarafsız Devleti’ İsviçre, Türkiye-Ermenistan arasındaki sorunların çözümü için toplanılacak ideal bir devlet değildir Çünkü İsviçre, yalnızca Ermeni soykırım iddialarını parlamentosunda kabul ederek, bir irade beyanında bulunmuş ve yasa çıkarmış bir ülke değil, aynı zamanda ‘Ermenilere soykırım yapılmadı’ demeyi suç kabul etmiş bir devlet olması hasebiyle bu konuda artık, fazlasıyla taraflı bir devlettir Eğer toplantı İsviçre’de yapılacak olursa Türkiye, bu toplantıya katılacak olan az sayıdaki akademisyenini de İsviçre hapishanelerine kaptırabilir Dolayısıyla , Türk Hükümeti, derhal toplantının yapılacağı ülkenin değiştirlimesini istemelidir 2- Soykırım iddialarına gelince: öncelikle ‘büyük feleket’ nitelemesinin optimist yorumu, savaşın zaten felaket olduğu, 1915 olaylarının da Ermeniler için vaka-i hayriye olmadığı belirtilerekbu sözcüğe çok fazla tepki gösterilmeyebilineceği yönünde olabilir Çünkü, soykırım sözcüğünü, Ermenistan Ermenileri ve Sarkisyan Hükümeti’nden çok, diasporadaki Ermeni lobisi ve Türkiye’yle ilişki kurulmasına karşı çıkarak koalisyon hükümetinden istifa eden Taşnak Partisi kullanmaktadır Türkiye için 4T planı da, zaten bu kesimin talebidir Ermenistan’la kurulacak olan her iyi ilişki, Ermeni lobisi ve Taşnak Partisi’nin Ermenistan dış politikasına etkisini zayıflatacak, böylece yıllar sonra soykırım kavramı da, iki ülke arasındaki ilişkiler gelişince önemini kaybedecektir Pesimist yorum ise şudur: Holocaust sözcüğü de Yahudiler için ‘büyük tahribat’, ‘büyük yangın’ anlamına geldiği halde, Lemkin’in 1944’te yaptığı ve 1948’de de Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği genocide, yani soykırım sözcüğüne uluslararası siyasal bir anlam kazandırılarak aynı yıl, yani 1948’de İsrail’in kurulmasının nedenlerinden birisini oluşturduğu unutulmamalıdır Hukuksal boyutBu bağlamda zamanla Medz Yegern (büyük felaket) nitelemesine de hukuksal bir boyut kazandırılabilir Çünkü, soykırım sözcüğünün Türkiye üzerinde oluşturduğu duyarlılık, bu kavramın hukuksal boyutudur Nitekim 2001’de Viyana’da toplanan Türk-Ermeni Barışma Komisyonu, ABD’de bir hukuk bürosundan bu konuda görüş istemiş, ABD’li avukatlar, ‘Soykırım sözleşmesi Ermeni olaylarına uygulanabilir, Türkiye de soykırım yapmıştır zaten’ diye görüş bildirmişlerdi Böylece, anılan komisyon dağıldı Yeni kurulacak olan tarih komisyonu da, benzeri öznel ve hukuk dışı görüş bildiren kişi ve/veya kurumların yorum ve baskısıyla karşılaşabilir 3- 1991’de bağımsızlığını kazandığında Ermenistan’ı tanıyan ilk devletlerden biri olan Türkiye, iyi komşuluk ve dosluk ilişkileri çerçevesinde Ermenistan’a yakınlık göstermiş, hatta Başbakan Demirel, Karadeniz’e kıyısı olmadığı halde Ermenistan ve Azerbaycan’ın, hem de kurucu üye olarak, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na alınmaları konusunda ısrar etmiş ve başarılı olmuştur Ne var ki, 30 Ocak 1992’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilat (AGİT)’na üye olan iki devlet Azerbaycan ve Ermenistan’ın üyeliklerinin hemen sonrasında aralarındaki sorunları çözmek için AGİT temsilcileri bölgeye gönderilmiş, durum tespiti yapılmış ve 27-28 Şubat 1992’de Prag’da yapılan toplantıda Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğu kabul edilmiştirBu karara karşın Ermenistan, AGİT kararına uymayınca 1993’te Türkiye-Ermenistan’la ilişkilerini kesmiştir AGİT’in 1996 Lizbon Zirvesi’nde , 1997’de Minsk’te ve 2007’de Madrid’te alınan aynı yöndeki kararları da, Ermenistan’a geri adım attıramamıştır Ermenistan’ın Karabağ’ı işgalinin bir başka teyidi de evrensel aktör Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarla, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün dokunulmazlığı, Ermenistan’ın işgal edilen toprakların hemen ve şartsız olarak çekilmesi gerektiği vurgulanmıştır Ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’nun 2005 yılı ocak ayında kabul ettiği: “Üye bir ülkenin, diğer bir üye ülke toprağını işgal etmesinin, Avrupa Konseyi ile ilgili taahhütlerine ciddi bir ihlal oluşturduğu” şeklindeki kararı da, Ermenistan’ın uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmesini engelleyememiştirÖznel tutum mu?Kısacası, Karabağ’ın statüsünün belirlenmesinde şu güne değin görüldüğü üzere Türkiye, uluslarası hukuk kuralarına uyma dışında, “Azerbaycan lehine olmak” gibi öznel bir tutum izlememiştir Bir başka deyişle, Azerbaycan, benzeri bir işgali yapmış olsa, örneğin Ermenistan’a ait Megri, Goris ya da Kafan’ı işgal etseydi, Türkiye uluslararası ve uluslarüstü aktörlerin aldığı hukuksal kararlara uyarak, Azerbaycan’la da ilişkisini büyük bir olasılıkla kesebilirdi Böylece, Türkiye, Batılı ve uluslararası ilişkilerine tek başına karar veren siyasal bağımsızlığa sahip bir devlet olarak, kendi iradesiyle tek başına Ermenistan’la ilişkileri başlatmış ve anılan devletin hukukdışı Karabağ’ı işgali sonucu kendi iradesiyle ve tek başına bu ülkeyle her türlü ilişkisini kesmiştir Ancak şimdi, ilişkilerin yeniden başlaması için altı devlet (Türkiye, ABD, Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, İsviçre) bir araya geliyorOlası risklerBu bağlamda Ermenistan sınırının açılmasının olası riskleri şunlardır: 1- Ermenistan’la sınır açıldıktan sonra bu ülkeyi de içeren doğalgaz boru hatları Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine dağıtılacaktır Ermenistan’da gelecekteki hükümetler, Koçeryan hükümetleri gibi Türkiye’den devletler hukuku çerçevesinde savaş nedeni olabilecek taleplerde bulunduğunda, sınırı tekrar kapatmak 1993’teki kadar kolay olmayabilir Örneğin, ne Kopenhag ne de Maastricht kriterlerinde olmasına karşın Avrupa ülkeleri Türkiye’ye “sınırı kapatırsan AB’ye almayız ha” diyebilirler Bu uyarı karşısında “kapatmasak alacak mısınız” sorusunu soracak siyasal iradeden yoksun olabiliriz2- Bir ABD, bir Almanya, bir Rusya,bir Japonya gibi gelişmiş ve zengin ülke olmayan Türkiye’nin, hiç kuşkusuz, yeni dünya sisteminde bölgede lider ülke olma olasılığı yokturAncak gücünü olanaklarıyla desteklemesi durumunda hem Kafkaslar’da, hem de Ortadoğu’da ‘lideraltı’ ikinci devlet olabilir Bu bakış açısıyla ‘Altılar Toplantısı’nda’, Türkiye, Rusya’yı Mavi Akım 2 Projesi’yle bölgede dostluk ve desteğini kazanmakla; Ermenistan ve Azerbaycan’ı Batı Dünyası’yla entegrasyonla, AB’yi Minsk Grubu sürecini hızlandırma karşılığında Nabucco Projesi’yle; ABD’yi Kafkaslar Bölgesi’nde NATO içi destekle yanına çekebilirKısacası, dış politika yapım sürecinin değişmesi, olgular ve koşulların değişimiyle dış politika sorunları olarak tekrar karşımıza çıkar, yani dış politika dinamiktir Ancak, bir devletin dış politikasını dış aktörler de etkileyebileceği gibi, asıl belirleyici etken, o devletin kendi gücüdür Hiç kuşkusuz, dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 70’ni yakın çevresinde bulunduran Türkiye, güçlü bir ülkedir Ne var ki, bağımsız bir dış politika uygulamak için güce gerekli olan yetenek, parasal zenginlik, vizyon, birikim, donanım ve plan gibi olanakları da eklemek gerekir Ancak bu dört faktörlü, üç bilinmeyenli denklemi çözebilme olanakları ne yazık ki AKP hükümetinde yeterince görülemiyor1920 Londra Konferansı’nda Lloyd George’un “Anadolu’daki savaş, Türklerle Yunanlar arasında değil, İngilizlerle Ruslar arasındadır,” sözlerini anımsayarak, yeni başlayacak ilişkinin de, Ermenilerle Türkler arasında dostluğu değil, ABD’yle Rusya arasında Kafkasya rekabetini yoğunlaştırarak Türkiye’ye ‘çimen rolü’ düşmesi kaygılarını arttırdığını itiraf edebilirimUmarım, Ermenistan’a sınır açmaya giderken Azerbaycan’la 10 milyar dolarlık yatırım hacmini yitirmeyizProf Dr Nurşen Mazıcı: Siyaset Bilimci, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
__________________Bilmeyenler ne bilsin bizi , bilenlere selam olsun!

MİLF lideri Gazali - Arşiv, Anlaşmalar ve Belgeler > Afrika Müslümanları Federasyonu Dosyası -/www.beyazrenkler.org/forum/

MİLF lideri Gazali -Afrika Müslümanları Federasyonu Dosyası

http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=19525

MİLF lideri Gazali TİMETURK'e konuştuMoro İslami Kurtuluş Hareketi (MILF) siyasi işler sorumlusu Cafer Gazali Timeturk’e konuştu Gazali, Türkiye’den ve İslam dünyasından tek bir isteğinin olduğunu söylediMurat Yılmaz - Mesut Olgun / Filipinler / TİMETURKSayın Gazali öncelikle bu çok kritik dönemde ve oldukça meşgul olduğunuz bir zaman diliminde görüşme talebimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz ve Türkiye Müslümanların selamlarını iletiyoruzAleyküm selam, bizlerin de selamlarını iletiniz Biz teşekkür ediyoruz ki sizler coğrafyanın çok da tekin olmadığı bir dönemde bizlerin sıkıntılarını yakinen görebilmek için buralara kadar geldinizAğustos ayından itibaren Filipinler Anayasa Mahkemesi’nin anlaşmayı imzalamaktan vazgeçmesiyle birlikte neler yaşandı? İnsanların durumları şu anda nasıl?Böylesi zor bir dönemde sizler yaşananlara şahit olacaksınız, evlerinden yurtlarından koparılan on binleri göreceksiniz Bu insanlar köklerinden, yaşadıkları yerlerden koparıldılar Maguindanao bölgesinde mesela, pek çok kasabada artık insanlar yaşamıyor Mesela Talitay, Talayan, Guindulungan, Datu Anggal, Datu Piang Kırsal kesimde bütün siviller evlerini terk etti, kimse kalmadı Bu insanlar çeşitli sığınma merkezlerine yerleştirildi Ve bildiğiniz gibi, şimdi Ramazan ayındayız Müslümanların ne kadar zor bir durum içinde olduğunu tahmin edebilirsiniz Çünkü çadırlarda yaşıyorlar Kendilerini yağmurdan korumaya çalışıyorlar, sıcak havalarda da aynı şekilde korumasızlar Ve bir yandan da ibadetlerini yerine getirmeye çalışıyorlarTahliye edilen insanların yerleştirildiği kamplarda barınaklar insanların sığınabileceği nitelikte değil Sadece biraz iyileştirilmiş çadırlar var Hayal edin, su yok, banyo yapamıyorlar, yemek pişirmek bile çok zor Kanalizasyon sistemi yok Yiyecek bir şey yok ve en kötüsü bu insanların hepsi bütün mallarını geride bıraktı ve evlerinin çoğu da bombardımanlar sırasında yok oldu Bütün bunları ancak bu bölgelere gittiğiniz vakit görebilirsiniz ve Filipinler ordusu da bu bölgelere girişi zorlaştırıyor Çünkü olan biteni dünyadan özellikle saklamak istiyorlar Böylece dünya kamuoyu burada ne olup bittiğini bilmeyecek Söylediklerine göre bizim bir komutanımızı arıyorlar Buna operasyon diyorlar Ama bu operasyonlarda siviller ölüyor, savaşçılar değil Çünkü askerler savaşçıların bulunduğu bölgelere yaklaşamıyorlar Sivillerin yaşadığı bölgelere gidiyorlar ve onların silahları yok, direnemiyorlarBu insanlar yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için elzem olan malzemelere ihtiyaç duyuyorlar Asıl problem olan bu insanların kendi yaşadıkları yerlere döndükleri zaman sıfırdan başlayacak olmaları Toprağı ekip biçerken kullandıkları hayvanları Filipin askerleri tarafından alınıp götürüldü, malları yağmalandı ve evleri bombalandı, yok edildiAma kanaatimizce Bangsamoro halkının asıl ihtiyaç duyduğu şey siyasi anlamda destek olmanız İslam dünyasının ve diğer ülkelerin Mindanao’daki sorunun çözümünde samimi olması sorunun siyasi bir anlaşma yoluyla çözülmesi yönünde irade göstermeleri ve Filipinler hükümetine bu şekilde baskı yapmaları çok önemli Bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Mindanao’daki problem için kalıcı bir çözüm bulunması Dünya kamuoyunun Filipinler hükümetini MILF ile yapılan yeni dönem görüşmelerinde ciddi olarak yer alması yönünde etki etmesiyle ivedi bir çözüm sağlanabilirAnlaşma sürecinden bahseder misiniz?MILF ve Filipinler hükümeti arasındaki görüşmeler 11 yıldır sürüyor ve MOA (Memorandum of Agreement on Bangsamoro Ancestoral Domain) dediğimiz Anlaşma Memorandumu da aynı şekilde Filipinler hükümetiyle 11 yıllık görüşmeler sonucunda şekillendi Ortak karara varılan bütün konular MOA’da yer aldığı ve MOA tamamlandığı halde aniden anlaşma kenara atıldı ve şu an MOA’nın kaderinin ne olduğu belirsiz Dediler ki MOA’nın içeriğini tekrar konuşalım, tartışalım Ama ben bunun mantıklı bir öneri olduğunu düşünmüyorum Hükümetle tekrar bir 11 sene daha sürebilecek görüşmelere başlamak hiç mantıklı değil Ve bu sürenin sonunda MOA’nın nasıl bir gelişme sağlanacağını bilemiyoruz Bu konuda bir garanti yok Hükümetin bizim askerlerimizi kontrol edemediğimiz yönündeki suçlamaları tam aksine kendileri için geçerli Asıl hükümet, bu durumu kullanmak isteyen, meclise girmek, 2010 yılındaki seçimlerde senatör olmak, cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmek isteyen idarecilere ve Manila’daki politikacılara söz geçiremiyor Bu insanların hepsi mevcut durumu kendi çıkarları için kullanmak istiyorlar Siyasi olarak çıkar sağlamak istiyorlar Olayı suistimal ediyorlar Farkında olmadıkları şey ise bu şekilde çıkar sağlamaya çalışırken Mindanao’daki barış sürecine zarar vermeleriÇeşitli analizlerde bu savaştan etkilenen insanların sayıları yüzlerle ifade ediliyorAncak bazı kaynaklarda ve medya gruplarında okuduğumuza göre devam eden savaştan ya da krizden 200 bini aşkın kişi etkilenmişBaşkentte MILF’in Ulusal Koordinasyon Ofisi var Bu ofisin işi savaşlardan ya da doğal afetlerden etkilenen insanları koruma altına almak Bu kurumun kayıtlarına göre en az 500 bin kişi yerinden edilmiş Bunların içinde Müslümanlar da var gayrimüslimler de Ama Müslümanlar çoğunluğu oluşturuyor SİVİLLERE SALDIRININ İSLAM’DA YERİ YOKBazı suçlamalar var, bazı Müslüman kumandanların sivillere saldırdığı söyleniyor Hıristiyanlar arasında sivil kayıpların çok fazla olduğu söyleniyor Bu konuda ne söylemek istersiniz?Biz bazı sivillerin saldırıya uğradığını kabul ediyoruz Lanao del Norte’de bazı evlerin yakıldığını, özel mülklerin yağmalandığını kabul ediyoruz Bangsamoro liderliği olarak bu fiilleri kınıyor ve bunlardan kimler sorumluysa yakalanmalarını istiyoruz Sivil kayıplar konusunda ise, bu konunun araştırılması gerekiyor Çünkü biz bu insanların gerçekten sivil olup olmadığını ya da önceden sivil olup sonradan aktif savaşçı haline gelip gelmediklerini bilmek istiyoruzYerel yetkililer sivilleri silahlandırıyorlar Lanao del Norte ve Kuzey Cotabato’da valiler ve belediye başkanları son zamanlarda Sivil Gönüllü Organizasyonu adı altında bir örgütlenmeye gidiyor Gördüğünüz gibi eğer biri elinde silah tutuyorsa o savaşçıdırVe savaşçılara nasıl muamele ediliyorsa bu kişilere de öyle muamele edilir İslami kurallar sivillerin öldürülmesi, kadınların, din adamlarının, çocukların öldürülmesi, evlerin yakılması ve buna benzer hareketleri yasaklamıştır İslam dinine göre bunlar günahtır Bizim kendi askerlerimiz İslami Bangsamoro Silahlı Kuvvetleri de bu kuralları sıkıca uyguluyor Bizim adamlarımız savaşçı olarak bunlara çok dikkat ediyorlar İslami kuralların yanında Uluslararası Cenevre Sözleşmesi’ne de uygun davranıyorlar Öldürüldüğü iddia edilen siviller gerçekten siviller mi yoksa yerel yöneticiler tarafından silahlandırılan sivil giyinmiş insanlar mı? Eğer gönüllü savaşçılarsa araştırmak gerekiyor Mesela North Cotabato’da hükümet güçleri yanında 1000 kadar silah getirdi ve belirledikleri kişilere dağıttıBasından takip ettiğimiz kadarıyla Davao’da gerçekleşen olaylarla ilgili bazı suçlamalar var Yaralı isyancılar olduğunu, bunları tedavi ettirmek için sağlık ekiplerinin kaçırıldığını, yönetimin bu yönde istihbarata sahip olduğunu ve bu yüzden sivilleri korumak için Davao halkını silahlandırdıklarını iddia ediyorlar Uluslararası medyada olaylar bu şekilde anlatılıyorBu dayanağı olmayan bir iddia, sivilleri silahlandırmayı meşrulaştırmak için kullandıkları bir söylem Eğer buralarda siviller öldürülüyorsa bu MILF’in suçu değil çünkü Filipinler idaresi sivilleri savaşçılara dönüştürüyor Karşındaki silahlıysa sen de kendini savunmak zorunda kalırsınFilipin yönetimi diğer bir Müslüman grup olan Moro Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLF) yönetimiyle anlaşma yaptı Bu durum MILF ile MNLF yönetimi arasında nasıl bir etki oluşturdu?Hükümetten memnun olan, hükümetle derdi olmayan insanlar eliyle anlaşma yapmak istemelerinin mantıklı olduğunu düşünmüyorum Evet, MNLF liderlerinin çoğunluğu şu an hükümetle çalışıyor, belediye başkanı, vali, senatör veya kongre üyesi olarak Onlar Filipinler hükümetiyle savaşmıyorlar çünkü hükümetten, hükümetin işleyişinden memnunlar Bangsamoro meselesine baktığımızda ise biz bir mücadele veriyoruz çünkü biz ayrımcılığa uğruyoruz Biz en alt sınıf insan muamelesi görüyoruzBize geri kalan diğer insanlar gibi eşit davranılmıyor Biz eşit olmak istiyoruz Biz savaşıyoruz çünkü mutmain değiliz Bizim savaşmamızın siyasi sebebi budur Bu nedenle mantıklı olan hükümetin MILF ile görüşmesidirMÜSLÜMANLAR BİRBİRİNE DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYORMNLF’in bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?Evet, çok garip bir durum Bu kişilerin Bangsamoro halkının bağımsızlık mücadelesinde önderlik etmesi gerekirken şu an bizim savaştığımız hükümetin saflarında yer alıyorlar Ancak hükümet ile beraber hareket eden politikacı, belediye başkanı olarak görev yapan ya da hükümette görev alan tek bir MILF lideri bulamazsınız Hareketin bütün liderleri tam olarak yaptıkları işe odaklanmış durumda Sadece hükümetle görüşmeleri yürütmek için atanmış olanlar hariç Onların bir kısmı da hükümette çalışıyor Bu da söz konusu durum için olması gereken bir durum çünkü hükümette çalışıyor olmasalar zaten dışarıda kalamazlarBu çözülmesi gereken MNLF ve MILF arasındaki bir meseledir Hükümet bu meseleden çıkar sağlamaya, bizi bölmeye çalışıyor Bu hükümetin Moro’yu bölmek için kurduğu bir düzendir MNLF ve MILF liderleri arasında görüşmeler devam ediyor Biz bu durumu Bangsamoro’daki durumun bir çözüme kavuşması için birlik olmanın öneminin farkındayız Biz MILF ve MNLF olarak iki cepheyi birleştirmeyi değil ama ortak hareket etmeyi düşünebiliriz Çünkü bu bizim için çok zor olurdu, iki cephenin birleşmesi, yapıları çok farklı çünkü Ama biz her zaman beraber işbirliği içinde olabiliriz Ve ortak çözümleri her zaman destekleriz Şimdi yaptığımız da tam olarak buBize bölgenin durumuyla ilgili, savaşan güçlerle ilgili bazı istatistikler verebilir misiniz?Bu konuda ancak tahmin yürütebiliriz ama çevre adalarla beraber Müslüman nüfus 10 milyonun üzerinde ve MILF’in sivil sempatizanları beş milyonu buluyor 100 binden fazla da eğitimli savaşçımız var Organizasyonumuz Kabunsuan’ın tamamında, Maguindanao’da hatta Cotabato şehrinde bile örgütlenmiş bulunuyor Cotabato şehrinde sadece organizasyon olarak MILF var Lanao’da Lanao del Norte ve Lanao del Sur’da, Davao’da, Güney Cotabato, Sarangani’de ve Zamboanga yarımadasında örgütlendik Yakın zamanda Tawi-Tawi’de Sulu’da da aynı şekilde organize olmayı başardık Ama Zamboanga’da organizasyonumuz hala yeterli güce sahip değil, güçlenmemiz gerekiyor Tawi-Tawi ve Sulu’da dahil Biz de bu bölgelere odaklanıyoruzİSLAM DÜNYASI YARDIM ETMİYORBurada uzun yıllardır haklarınızı yeniden alabilmek için bir bağımsızlık mücadelesi veriyorsunuz Bu konuda çevre ülkelerden ve İslam dünyasından yeterli destek görüyor musunuz?Müslüman ülkelerin bir kısmı ciddi şekilde yardım ediyor Özellikle Malezya sorunun barışçı bir şekilde çözülmesi için çok ciddi bir şekilde destek veriyor Aslında şu an MILF ve Filipinler hükümeti arasında görüşmelere aracılık eden Malezya’dır Görüşmeleri izleyen uluslararası ekibin başında da Malezya bulunuyor Problemin çözümüyle oldukça ilgilenen bir başka ülke de Libya Sorunun barışçı bir şekilde çözülmesini bekleyen Japonya gibi diğer ülkeler de mevcut Ve Avrupa ülkeleri var Aslında birçok defa bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçiliklerinden ziyarete geldiler bize Amerikan büyükelçiliği de gelip bizimle direk irtibat kurdu ABD ve Avrupalı devletler sorunun barışçıl bir şekilde çözümünü istiyorlar Ve bize yardım eden, çeşitli projeleri finanse eden ülkeler de var ABD gibi Geçen sene ABD temsilcileri bizi ziyarete geldi ve 1 milyar dolardan fazla yardımda bulundular Yanlış anlamayın bu yardımlar özellikle Müslümanlar için değil Mindanao’ya yaptılar bu yardımı ve yardımların büyük bir kısmı yerel yönetimlere yapıldı Bu yerel yönetimler sizin bahsettiğiniz idareciler değil mi? Bazıları bu kişilerin barış istemediğini, barışa karşı olduklarını söylüyorlar Amerikalıların yardımları ise bu yerel yönetimler tarafından yönlendiriliyor Evet, burada işler böyle yürüyor Su kanallarını görmüşsünüzdür yol kenarlarında, bunların pek çoğu USAID tarafından finanse edildi Klinikler, tıbbi merkezler de aynı şekilde inşa edildi Japonya da yardım etti Su taşıma projeleri, çok amaçlı binalar gibi çeşitli projeler yapıldı, Avrupa’dan da fonlar geliyor aynı zamanda Çeşitli uluslararası gruplar da bize yardım etmeye çalışıyor ama İslam ülkelerinden yardım hiç gelmiyor nerdeyse Sadece Ortadoğu ülkelerinin bir kısmından fonlar geliyor; cami inşası ve yetimhanelere destek gibi… Ama genel olarak İslam dünyasından hiç yardım gelmiyor TÜRKİYE’DEN TEK BİR İSTEĞİMİZ VARTürk hükümetine ve Türk halkına son olarak neler söylemek istersiniz?Türk hükümetine ve Türk liderlere bir mesaj göndermek isteriz Lütfen Mindanao’da olanları dikkatle incelesinler Bu problemin çözümünde bize büyük yardımları dokunabilir Şu zamanda Bangsamoro halkının desteğe çok ihtiyacı var Ancak biz hiçbir şey istemiyoruz Bize sadece Mindanao’da barışçı, akılcı, kalıcı ve kabul edilebilir bir çözüm elde etmememiz yönünde destek olunmasını istiyoruz Sizden, İslam ülkelerinden ve uluslararası kamuoyundan tek istediğimiz bu
__________________Bilmeyenler ne bilsin bizi , bilenlere selam olsun!

ÇEÇENİSTAN: ŞEHADET -Besam > Çeçenistan Dosyası > ÇİC Fahri Konsolosu Medet ÜNLÜ Yazıları www.beyazrenkler.org/forum/-

ÇEÇENİSTAN: ŞEHADET-Medet Ünlü ÇİC Fahri Konsolosu
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=19183

Şahadetin Allah katında ne kadar makbul olduğu ayet ve hadiselerle sabittirAncak Allah’u Tela’nın nasip etmesi halinde ulaşılabilecek büyük bir nimettir Şehidleri olmayan ve şahadet arzulu mücahidanı olmayan mücadelelerin islamiliğinden bahsedilemez İslami vasfı bulunan bütün cihad coğrafyaları ve orada cereyan eden mücadeleler evvelde ve ahirde sahip çıkmamız gereken ,benimseyerek destek vermemiz gereken nitelikler taşırÇünkü böyle bakmak ve bu uğurda katkı sahibi olmamız farz-ı ayndır” ‘Her nefis eceli tadacaktır”gerçeği bizim de gideceğimiz yerin ukba olduğunun en önemli delilidirVe orada önümüze çıkacak durumun amellerimize,hayatımıza ,gayret ve kulluluğumuza göre şekil bulacağını bir an dahi unutmamak mecburiyetimiz olmalıdır Evet İslamilik niteliği asla tartışılmayacak olan Çeçenistan direnişi ve ĞAZOT’u örnek alacağımız nice şehitlerimizi birer yol gösterici ve hayatları,mücadeleleri ve şahadetleriyle imrenerek bakacağımız imanlı ,yürekli ve güzel insanlarımızı bizlere hediye etmiştir Bunlardan birisi de hiç kuşkusuz ÇEÇEN CUMHURİYETİ 4Devlet Başkanı ABDUL HALİM SADULLAYEV’dirZaten her kademeden şehitleri bulunan Çeçen Cephesi Devlet Başkanları açısından da var olan bütün başkanlarını,mücadelenin sıcaklığını bizzat yaşayarak ,meydanda küfür güçlerine karşı aleni olarak duruşlarıyla şahadete ulaşma vasfını taşıyor Aziz şehidimiz ABDULHALİM SADULLAYEV, birinci ve ikinci savaşta verilen savaşın her kademesinde başından beri yer almış cesareti,imanı ve Çeçen Direniş karakteriz mine hakim olmuş,ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERİYA’nın Devlet düzeni,disiplini ve ciddiyet içerisinde görevlerini hakkını vererek ifa etmiş güzel bir Müslüman idiÖzellikle Çeçen Cephesinin,İslami/fıkhi eğitim açısından öğretmenliğini yaptıSon derece sorumlu tutumuyla cephede bulunanları toparlayıcı, kucaklayıcı ve vahdetin sağlayıcısı olduYine savaşın tam ortasında Şahadete eren Aziz şehidimiz ASLAN MASHADOV’dan sonra Başkanlık ve Başkomutanlık görevlerini ifa ettiOnbeş aylık görev süresince Çeçen ĞAZOT’u en verimli dönemlerinden birini yaşadıSilahlı mücadeleyle birlikde siyasi ve diplomatik mücadeleyi de önemseyerek çok ileri seviyelere taşıyabildi Onun şehadeti sonrası Rus’lar çok uzadığını düşündükleri ve bir türlü sonuç alamadıkları Çeçen coğrafyasında Putin-Kadirov işbirliğine dayanan ihanet girişimlerini daha ileri taşıyarak üçüncüsü kol hareketine de başlama starttı verdiler -Hiçbir şehidimizi unutmadık ,unutmayacağız -Sadece Allah’ın rızasına matuf bu mücadelede en az onlar kadar bizimde mes’ul olduğumuz bilinciyle hareket edeceğiz -Bu mücadeleyi inkıtaya uğratmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektirZafere olan inancımız asla zayıflamayacaktır -Bu kadar bedel ödenerek günümüze kadar taşınan Çeçen ĞAZOT’u da sadece Çeçenistan’ın değil bütün bir KAFKASYA’nın özgürlüğü sağlanana kadar, Ruslar da bu bölgeden defolup gidene kadar, mücadeleyi taşıyarak, zafere giden yolda mücahidanımız her daim varolacaktır Ya Rab Şehitlerimizin şehaddetlerini kabul ve makbul eyle Bizleri de bu yolda zayıflardan kılma Şehitlerimizin şefatinden mahrum bırakmaAMİN) Kaynak:ÇeçenistanBülteni Çeçen-Online©2009

ÇEÇENİSTAN: ZOR HAYAT-Besam > Çeçenistan Dosyası > ÇİC Fahri Konsolosu Medet ÜNLÜ Yazıları -http://www.beyazrenkler.org/forum/

ÇEÇENİSTAN: ZOR HAYAT-Medet Ünlü ÇİC Fahri Konsolosu
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=19184


This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 2297x2101 and weights 1652KB.Çeçenistan’da savaş-direniş ve CİHAD devam ediyorİşgal,zulüm,kızıl ordu,kukla ve uşaklar etrafı sarmış durumda ama hayat da davam ediyorOrada yaşanan hayat bizim buralarda bulduğumuz hayat cinsinden değilAtmosfer etkisinin insanlar üzerindeki ateşi fazla hissedilir niteliktedir Bu ateş, varolan bütün ocaklara düşmüş ve ocaktaki herkesi sarmış,dur -durak bilmeksizin ve daha ne kadar süreceğine dair belirsizliklerde içeren özelliktedirArtık, bu bir musibettir, bundan kurtulmak için ne olur ‘halimizi anlayınız’ beklentileri de neredeyse kalmamıştırHalkın savaş yorgunluğunu bile anlatmaya mecali bile yoktur Ne dünyanın sözüm ona ilgilileri ne de Müslüman kardeşlerimiz bari Allah rızası için bizi anlayabilirler mi? Kısmından da artık umutları dumura uğramış olarak zor hayatlarına devam ediyorlar Yaşanan bütün olaylar ve savaş gözönündedirDireniş ve direnen mücahidler kendi görevlerinde zaaf göstermeksizin kulluk imtihanındalar Kafirler ise düşmanca tutumlarından vazgeçmiş değiller ve işgal, ifsat işlerini yürütmek kararındalarArtık adı “savaş” olmaktan çıkmış adeta ahlaksıca her şeyi yok etmek adına hedefe koymuş küfür sürülerinin insanlıktan çıkmış halde sürdürdükleri saldırılara karşı savunmasız konumundaki ÇEÇEN HALKI bütün bunları yaşamak zorunda bırakılıyor Bu gelişmeler tabi ki sadece ÇEÇENLER’e yönelik değil Aynı anda bütün bir KAFKASYA’nın da hedefe konulduğu unutulmamalıdır Ve sadece içinde bulunduğumuz zaman dilimiyle de sınırlı olmayıp, bundan sonrada olmayacağı açıktır Hatta bu meseleyi ümmet açısından değerlendirirsek salt KAFKASYA ile de izah edemeyeceğimiz İslam coğrafyasının halen ateş topu konumundaki diğer beldelerini de sıralamamız gerekiyor Peki neden olmuyor bütün bunlar ? Bu sorunun cevabı son derece açıktır Sizler kendi vatanınızda söz sahibi olma yetkinizi size hükmetme niyetini acık ilan eden ve sizin üzerinizde egemenlik arzu edenlere itiraz etmeksizin devrederseniz bir problem olmaz Yine sizleri “siz”kılan değerlerinizden vazgeçer ve onu,sizleri yok hükmünde sayan kafirlere peşkeş çekerseniz yine mesele olmazİnancınızdan,medeniyetinizden aidiyetinizden, kültürünüzden vazgeçerseniz gerçekten herhangi bir problem yaşamazsınız Ama siz de “siz”olmazsınızOnursuz, haysiyetsiz,kimliksiz bir hale razı iseniz ve kendinizi düşman tabir edilen yapıya teslim ederseniz kendi adınızı bile taşıyamaz hale gelirsiniz Eğer tercihiniz bu olursa bunun bir tek adı vardır o da ZİLLETTİR Bu boyun eğmektir,köleliktir,satılmı 51;lıktırİnsanlık tarihi boyunca zillete razı olanlar, tarihin mezarlıklarında kaybolup gitmişlerse de adları zikredildiğinde lanetle anılır olmuşlardır Onurlu insanlar zillete talip olmazlar Müslümanlar küfre razı olamazlar İlahi emirlerin ve sünnetullahın hilafına hareket de edemezler Çünkü İZZETİ temsil onlar için farzdırAncak bu farziyetin yerine getirilmesi eylemi”zor hayat” la mümkündürKülfet ve meşakkate katlanmadan nimete erişmek umudu bile sünnetullaha aykırıdır Bihakkın iman eşliğinde çaba ve gayret olmaksızın imtihan başarısı, huzur,sevinç,ve zafer olmaz Geliniz hadiseleri irdelerken kulluk şuuru,ümmet bilinci ve halis akidevi bakışla olayları tahkik edelim Bu bakış tarzıyla yaşanmış tarihimizin içinde yararlanacağımız sayısız örnekler olduğunu rahatlıkla görebilirizKenardan seyircilik yapmanın Müslümanlara yakışmadığı gerçeğinide unutmayalım Küfrün Müslümanlar üzerinde tahakküm etme niyetlerine dönük çokça silahları, argümanları, taktik ve stratejileri vardır Şeytan ve onun hilelerini kullanmada son derece başarılı oldukları açık bir gerçektir O halde önce Müslüman olalım ki tedbir-teyakkuz-temkin eşliğinde oluşacak liyakatle feraset, basiret sahibi olabilelim Belki o zaman ateş kendi bedenimizi sarmadan,şeytan bizzat kendi yüreklerimizi işgal etmeden, beyinlerimiz ifsat edilmeden, nefsilikten arınmış bir bakışın sahibi olabilelim Yoksa gemi azıya almış kafirlerin oyuncağı oluruz Mücadele ehlinin işinin kolay olmadığı açıktır Orada çile,sıkıntı,eza ve zorluk vardır Ama bununda hem dünyada hem ukbada bir karşılığı vardır Batılı batıl bilip reddeden Hakkı HAKK bilip tabi olanlara ne mutlu, Bu umdenin gereğini yapabilme yürekliliğiyle kutlu yollarında bedel ödeyen şanlı öncü ve önderlerimizi gıptayla anıyoruz Zor hayata talip olan ama imanı onur ve haysiyetleriyle bezenmiş mücadele karakterleriyle hayatının hakkını verenlerden olabilmek önemlidir ve anlamlıdır Bu zor hayatta talip olarak ve bedel ödeyerek ama inançlarından, hassasiyetlerinden taviz vermeksizin ne ile mes’ul olduklarının farkında olarak ve dik duruşlu yapılarıyla bizim gururumuz olan, kafir yapıyı asla memnun etmeyen, mücadeleyi 18 yıldır ÇEÇENİSTAN’da görebiliyoruzAllah’u Teala yar ve yardımcıları olsun Kaynak: ÇeçenistanBülteni Çeçen-Online©2009